Malta, "plaj tatili için gidilecek yer" sınıflandırılmasının çevrelediği sınırlara uymaz. Turistik bölgelerin görüntüleri bile başka yerlerde bulunan alışılmış görüntülerden farklıdır. Oteller ve pansiyonlar Malta ve Gozo ile doğal bir uyum içindedir. Bu nedenle gelen turistler de Malta halkının yaşamı ile kaynaşacaktır ve Malta'da arkadaş edinmenin başka yolu yoktur.
Malta'nın insanı teşvik eden ve cezbeden en önemli özelliği tarihinin bir hazine yuvası olmasıdır. Burada rastlayabileceğiniz ve insanlığın tüm tarihi geçmişini yansıtan arkeolojik kalıntıları, kültürel anıtları ve mimariyi Dünyanın çok az yerinde bulabilirsiniz.
Denilebilir ki; Ada dev bir açık hava müzesidir. Başkenti Valetta, kendi türünün tek örneği ve bir artistik mimari harikasıdır. Ziyaretçi her kösede gizli bir tarih ve kültürle karsılaşır, Malta için harika güzellikteki çok eski zamanlardan kalma doğal limanları Akdeniz'de ki gücünün bir anahtarı olmuştur.
Adalar direkt olarak Akdeniz'in kalbinde, Avrupa ve Afrika'nın arasında yer almaktadır. Malta'nın kontrolü demek, Akdeniz'in kontrolü demektir. Hiç şüphesiz Fenikeliler, Kartacalılar, Romalılar, Araplar, Normanlar, İspanyollar, St. John Şövalyeleri, Fransızlar ve adayı 1964'e kadar ellerinde bulunduran İngilizler, Malta özgürlüğünü ilan edinceye kadar kendi izlerini çağ boyunca bırakmışlardır.
Fenikelilerden çok önce Malta'da, kendilerine özgü din ve kültürleri olan prehistorik bir halk yaşamaktaydı. Bu insanlar Tanrıça - Toprak Ana - Astroth'a tapıyorlardı. O'nun onuru ve savaşçılığı adına dev taşları kullanarak çok etkileyici tapınaklar inşa etmişlerdi. Bu tapınakların kalıntıları hala görülmektedir. Yapılmış olan en eski tapınağın tarihi M.Ö 4000 yıllarına kadar dayanır. Bu eski zaman büyük tas mabetler eski Mısır'ın Piramitlerinden de eskidir ve simdi yeryüzünde ayakta durabilen en eski kutsal anıtlar olduklarına inanılmaktadır.
Bununla beraber, Malta üzerinde ki en büyük etkiyi hiç şüphesiz St. John emrindeki şövalyeler bırakmıştır. 1530'dan 1798'e kadar 250 yıl boyunca Malta adasının Efendileriydiler. St. John Örgütü 1080'de Kudüs'te kurulmuştu ve Kutsal Topraklara giden hasta ve yaralı yolcuların bakımına kendisini adamış bir kuruluştu.
Bu mütevazi amaçla başlayan Örgüt giderek büyüdü ve Kutsal Topraklara yapılan Haçlı Seferleri esnasında Kilisenin savaşan iki askeri kolundan biri haline geldi. İslam dininin gücü onların üzerine bir güçtü ve Kutsal Toprakları terk etmek zorunda kalarak Rodos'a yerleştiler. Zaman içinde buradan da Osmanlı Ordularınca çıkarıldılar. Malta, doğal limanlarıyla, onların filoları için bir üs hizmeti verecek ideal bir yerdi. Adaya geldikten sonra Şövalyeler, devamlı olarak korsanların hücumuna uğraması yüzünden harap olan Arap istihkamlarını restore etmeye başladılar. 1565'de Şövalyeler, Osmanlı kuşatmasına karşı savaştılar. Bu kuşatma bugün hala Maltalıların belleğinde yasayan bir anıdır.
Bu zaferden sonra Şövalyeler artık Avrupa'nın kahramanlarıydı. Malta'yı ele geçirilmez bir kale yapmak üzere inanılmaz derecede para, adaya akıtıldı. Böylece Valetta inşa edildi. Kurulu düzeni ve Avrupa'nın Güney sinirini ileriki bir tarihte gelebilecek her hangi bir saldırıya karşı korumak üzere güçlü kaleler inşa edildi.
Ticaret, sanat ve bilim canlandı. Muhteşem saraylar ve kültürel yapılar inşa edildi ki bunların bir çoğu günümüzde hala ayaktadır.
Malta tarihi üzerine yapılan herhangi bir araştırma da Mdina'dan "Citta Nobile" yada "Sessiz Şehir" olarak bahsetmeden geçilemez. Mdina adanın kalbinde yer almıştır.
Mdina, Şövalyelerin gelmesinden önce Malta adasının Başkenti olarak kuvvetlendirilmişti ve Fenike orijinliydi.
Şehir, bu çepeçevre güçlü duvarlar içinde olup Adanın merkezinde ki sarp bir tepenin üzerine kuruludur.
Burada yüz yıllar boyu Adanın asil aileleri yerleşmişlerdir ve hala da yaşamaktadırlar. Bu "Sessiz Şehir" bir kraliyet sessizliği ve bir barış atmosferi içindedir. Ziyaretçi bos yere bir dükkan veya bir açık Pazar arayacaktır. Burada görebileceğiniz yegane ticari canlılık, şehir duvarları üzerinde kurulmuş ve muhteşem bir deniz manzarasına sahip 2 lokanta ve bir kahvehanedir.
Benzer şekilde gururlu ve majestik Victoria Sitedali, Gozo adasında kurulu bir başşehir, korsanların hücumunda halkın sığınacağı bir yerdi. Gozo, çiftçilerin ve balıkçıların hakim olduğu bir adadır. Rahatlık, sükunet arayanlar yenilenen bir çiftlik evi veya bir yel değirmeninde geceleyebileceği bu yere mutlaka ziyarette bulunmalıdır.
Maltalıların yaşamının her anına nüfuz eden Malta adasının temel niteliğini belirleyen en önemli özellik, Malta insanin içten dostluğudur. Bu dostluk, otelden çarşıya, şehirden en küçük balıkçı köyüne kadar her yerde vardır. Bu gerçek dostluk, Maltalıların birbirleri ile ve Malta'yı ziyaret eden yabancılarla aralarındaki ilişkilerin temelini oluşturur. Hiç kuşkusuz bu özelliği Malta'nın ziyaretçiler için huzurlu ve rahat bir yer olmasını sağlamaktadır.
malta dil okulu malta dil okulları maltada ingilizce malta ingilizce eğitimi ec malta sprachcaffe malta linguatime malta inlingua malta ec dil okulları malta yaz okulları Malta Sprachcaffe maltada ingilizce malta parası maltada yaşam
malta dil okulu malta dil okulları maltada ingilizce malta ingilizce eğitimi ec malta sprachcaffe malta linguatime malta inlingua malta ec dil okulları malta yaz okulları Malta Sprachcaffe maltada ingilizce malta parası maltada yaşam
